Çocukluk Hayalim Olan Dünya'nın En Tehlikeli Yarış Pistine Gittim - Nordschleife


Yıl: 2005
Yer: Antalya'da bir ev
Karakter: 12 yaşında bir velet


Velet, hayatında oynadığı ilk simülasyon olan Gran Turismo 4'ü oynamaktadır. Birden gözüne bir harita ilişir.

Nurburgring...

'Neymiş bu harita' ya diye başlayan ilk yarış; keskin virajlar, kaçış alanlarının darlığı ve 9 dakikanın altında bitirme mücadelesiyle adeta yarış oyunları hayatımda
bana ilk kafa tutan harita olmuştu ve bitirememiştim 9 dakikanın altında. Sonra bir tur bir tur daha ve sonuç yine hüsran. O küçücük velet hayatında ilk defa ayağa kalkıp
'Seni yeneceğim Nurburgring' diye azimle oynamaya devam etti. ve 12. turun sonunda 9 dakikanın altına inmeyi başardı. Ama bilmiyordu ki artık o pistin bağımlısıydı ve önündeki uzun yıllarca
yarış oyunlarında aradığı ilk harita o olacaktı aynı zamanda da velet içinden kendine söz verd: 'Bir gün oraya gidip 9 dakikanın altında tur atacağım'...

Plukrijp'te Workaway Güncem

1. Gün

Doğa dolu bir otobüs yolculuğundan sonra son durağa gelmiştim. Tremelo sapağı. Devasa sırt çantamı sürükleyerek yarım saatlik yürüme sonunda 18 gibi vardım.

Birkaç "Hello" safhasından sonra oturup yemek yedik. Oradaki insanlarla tanıştım. Hikayelerimizi paylaştıktan sonra uyumak için salon gibi bir yere geçtim. Yalnız ısıtması yoktu ve hava da felaket soğuktu biraz battaniye arayışından sonra 5 tanesini üst üste koyarak uyumaya çalıştım.





2. Gün


Sabah 7 gibi inanılmaz bir üşümeyle uyandım çünkü hava -4 derece falandı ve ısıtması olmayan bir yerde uyumuştum. Uyandıktan sonra bir daha uyuyamadım ve 1 saat falan ısınmaya çalıştım. Millet uyanıp kahvaltı yapmaya giderken ben de peşlerine takıldım. Kahvaltı dedikleri şeyin çoğunlukla tarihi geçmiş yiyecekler olduğunu görünce ilk kez "Nereye geldim lan ben?" düşüncesi geçti kafamdan.

Neyse oturduk kahvaltıya, millet iştahla yiyiyor bir de. "WTF" düşünceleriyle ben de orada bulduğum daha tarihi geçmemiş bir peynir ve ekmek kemirerek sohbete daldım.

Ve işte o an... Çalışma saatimiz gelmişti. Oranın fedaisi diyebileceğim bir eleman geldi "Bugün şunları şunları (paletlerden çivi sökmek, portakal suyu yapmak, bir de gübreleme yapmak) yapacağız dedi. Sonra bir çan çaldı herkes işe koyuldu. Ben çivi sökme takımına katıldım, gittim peşlerinden. 3.30 saat çivi söktük paletlerden, ellerim koptu levyeyle uğraşmaktan. Ki daha önce yapmıştım bunu. Hiç yapmayanlar kendini daha çok yoracaktır çoğu zaman.



Bisikletle Ege Turu


1. Gün (Batuhan Erdeniz)

Laki’nin titanı zor zamanlar geçiriyordu ancak yanındaki askerler sayesinde kendisine düşman iki titanı biraz da zeka yüklü bir stratejiyle yendi ve korkuyla kaçınılmaz sonu engellemeyecek köylülerle dolu şehre ilerledi. Şimdi sıra ondaydı. Portableramlerin büyük yardımıyla şehre yerle bir etti ve gururlu bir bakışla ‘victory is yours’ yazısını önümdeki ekrana getirdi. Yanımdaki arkadaşlara pis bir sırıtışla baktım ve ‘Hadi geç oldu, kalkalım.’ Dedim. Birkaç küfür yedikten sonra internet kafeden çıktık. Adeta bir aydınlanma yaşayarak ‘Olum yarın 6’da feribota gitmem lazım’ diye bağırdım. Eve gittiğimde saat 1.30’du ve uyumam 3’ü buldu. Sabah (babam sağolsun) saat 7 gibi feribotun yanındaydım. Yarım saat daha vardı kalkmasına. Bisikletimi yerleştirdim gittim yerime oturdum ve Bursa’ya doğru yol aldım. Bir buçuk saatlik uyuyamadığım bir yolculuktan sonra Bursa’ya vardım ama çok yanlış bir yere varmışım. Mudanya… İndiğim yer ile otogar arasında 37 km vardı. Tek çare pedallamaktı. 10 km civarı %7’lik bir yokuş çıktıktan sonra pestilim çıkmış halde ulaştım. Biraz daha yol aldıktan sonra Gmaps’in bana merkeze tarif ettiği yerin dışına çıktığımı anladım şehrin içinden geçen alternatif bir yol buldum. Zar zor da olsa otogara ulaştıktan sonra otobüse atlayıp 5.30 saatte İzmir’e ulaştım.
Birkaç telefon görüşmesinden sonra Kenan’la buluştuk, anlaştık ve Konak’a doğru yola çıktık 15 dk. sonra ikinci yoldaşım Ali ile buluştuk biraz konuştuktan sonra bisikletçiye gidip son rötuşları yaptıktan sonra Gümüldür’e gitmek üzere yola çıktık. Baya zorlu inişlerden çıkışlardan geçerek yolumuza devam ettik. Gümüldür’e 3 km kalmıştı ki yokuş aşağı inerken bir anlık arkamı dönmek sonunca tahminen 50 km’s hızla bariyerlere çarptım. Hayatımda geçirdiğim en büyük kazaydı. Bu kadar çok korkmamıştım. Kafamı da vurdum. Bisikletdeki hasarda gidon boğazı kırıldı, fren ve vites telleri koptu. Bisikleti elime alıp aşağıya indik. Her tarafım ağrı ve acılarla inliyordu. Bir tane fırın bulup boğaca yedik. Saat 5’e kadar bisikleti elimde götürüp Gümüldür sahiline kamp kurduk.


Amerika Güncem






Amerika Güncem


      
    Soğuk bir kış gecesiydi... Ev arkadaşımla PES oynarken haydi İnterrail yapalım dedik... Tamam dedim , para biriktirmeye  başladık sonra onun stajı çıktı bende bari parayı yemeyeyim de work and travel yapayım dedim...
   
   Başladım araştırmaya öncelikle gereklilikleri öğrendim şunlardı:
   
   
   
   4 yıllık bir bölüm okumak(2 yıllıklardan turizm,dil,dış ticaret vs. okuyanlar da gidebiliyor.)
   
   Not ortalamanın 2 ve üzeri olması ( bu esneyebiliyor bazıları 1.73 ile kabul edilmiş.)
   
   Sonra arkadaş Oxford'u önerdi gittim başvurdum ilk iki-üç ay iş fuarı deyip deyip durdular ama istediğim iş gelmedi aslında caddylik yapmak istiyordum ama olmadı ben de texas da bir restoranı seçtim sonra ordan da vazgeçtim sonra bu iş geldi atladım hemen L.A. diye bizim şirketten 6 kişi geldi buraya ama daha tanışmadım tanışmak da çok istemiyorum açıkçası...
   
   Neyse şirketin görevi aslında sadece çalışma iznini getirmek.Çalışma izni için gereken belgeler:
   
   İngilizce öğrenci belgesi
   Bir öğretmeniniz tarafından yazılacak referans belgesi
   Bir de size verilen iş sözleşmesini imzalamanız
   
   
   Sonra ya işyeri ya da sponsor mülakata alıyor seni işyeri alırsa biraz zorluyormuş beni sponsorum aldı sohbet ettik ne iş yapcan falan internet kafedeydim ben kulaklık vardı kafamda snopy dedi kulaklık güzelmiş falan dedim köyde mi yaşıyon neresi güzel snopy işte :D (tabi içimden dedim :D)
   
   Daha sonra vize randevusu için başvuruyor şirket benim randevum 1 hazirandaydı vize için bir sürü belge istiyorlar ama sadece şu üçüne bakıyorlar;
   
   Transkript(benimkini gördükten sonra bastı mühürü)
   İngilizce öğrenci belgesi 
   Pasaport
   
   Vize görüşmesi çok kolay adamla normal sohbet ediyorsun bana saçların güzelmiş falan dedi(adam keldi :D)
   
   Ne iş yapacaksın falan diye sordu neden los angeles a gitmek istiyorsun diye sordu öyle işte bu kadar gerisi uçak bileti hazırlık falan



TOPLAM MASRAF



Şirkete 2000 tl verdim vize randevusu için 160 dolar uçak bileti için 1600 tl harçlık olarak da 2000 dolar aldım yanıma

Toplam 7500 tl

Tabi aslında 300 500 dolar yeter harçlık için...



      Gittiğim Şehir
     

      
      City of Angeles yani Los Angeles.....
      
      
      
      
      Aslında çalışacağım yer Valencia diye geçiyor merkezle arasında 30 mil falan var (48 km)